Dünya

"Bu savaş, Amerikan imparatorluğu için sonun başlangıcı"

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Muhyiddin Ali Karadaği, ABD / İsrail - İran savaşına ilişkin 6 maddelik "gerçekler ve ibretler" kaleme aldı.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Şeyh Muhyiddin Ali Karadaği, İsrail ve ABD'nin İran'a karşı yürüttükleri askeri operasyonlara ilişkin, "Bu savaş, Amerikan imparatorluğu için sonun başlangıcı. Trump’ın çevresindeki sağcı ekip, güç yoluyla barış ve Amerikan hâkimiyeti fikrini benimsedi. Bu durum, ABD’nin en önemli müttefiklerini kaybetmesine yol açtı" dedi.

Birliğin resmi internet sitesinde "Siyonist-Amerikan-İran Savaşı Üzerine Gerçekler ve İbretler" başlıklı bir makale kaleme alan Karadaği, ABD'nin bu savaşta giderek yalnızlaştığına dikkat çekerek, "Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan Soğuk Savaş’a ve Vietnam ile Irak savaşlarına kadar ABD’nin en büyük destekçisiydi. Ancak bugün Trump’ın vergi politikaları, genişleme arzusu ve Ukrayna politikası nedeniyle Avrupa ile ilişkiler zayıflamış, bu durum İran’a karşı yürütülen savaşta da açıkça görülmüştür" ifadelerini kullandı.

"Savaş hakkındaki bakış açımız, ibretler ve gerçekler"

Askeri operasyonlar hakkındaki düşüncelerini 6 maddede özetleyen Şeyh Muhyiddin Ali Karadaği şunları söyledi:

"Birincisi: Bu savaş, Siyonistlerin “Nil’den Fırat’a kadar Yahuda ve Samiriye devleti” hayalini gerçekleştirmek için yürüttükleri bir savaştır. Hatta bu, Netanyahu’nun İsrail’i Amerika’nın yanında büyük bir devlet haline getirme ve tüm Ortadoğu’ya hâkim güç yapma hayalini gerçekleştirme savaşıdır. Kendisi defalarca hedefin yalnızca İran’da değişim olmadığını, tüm Ortadoğu olduğunu söylemiştir.

İkincisi: Bu savaş, işgalci Siyonist yapı düzeyinde ve Amerikan yönetimi düzeyinde dinî bir savaştır. ABD Savunma Bakanı Peter Hegseth, Hristiyan-Siyonist bir isim olup, New York Times gazetesine göre savaş için dinî kavramlar ve Hristiyan gerekçeler kullanmaktadır. Hatta Pentagon’da askerî zafer için dua çağrısı yapmıştır.

Üçüncüsü: Her ne kadar savaş dinî-siyonist bir karakter taşısa da, asıl hedef dünya üzerinde üstünlük kurmak, işgal ve hegemonya sağlamaktır. ABD Başkanı dünya üzerinde ve özellikle petrol ile gaz kaynakları üzerinde hâkimiyet kurmak istemektedir. Bu küresel hâkimiyet arzusu sadece İslam dünyası veya enerjiyle sınırlı değildir. Kanada’yı ABD eyaleti yapma hayali kurmuş, Danimarka’ya bağlı Grönland’ı istemiş ve şimdi de Küba’yı talep etmektedir.

Dördüncüsü: Bu aynı zamanda ABD ile Çin arasında bir savaştır. ABD, Çin’i enerji kaynaklarından mahrum bırakarak onun ekonomik rekabet gücünü kırmak istemektedir. Nitekim birkaç ay önce Çin’in Venezuela petrolüne erişimini kesmiştir; oysa Çin günde yaklaşık 1 milyon varil petrol alıyordu. Çin’in enerji ihtiyacının büyük kısmı İran ve Suudi Arabistan’dan, Hürmüz Boğazı üzerinden gelmektedir. Trump, İran petrolünü kontrol ederek (ki Çin’e yaklaşık 1,5 milyon varil sağlanmaktadır) Çin’i bu kaynaktan mahrum bırakabileceğini ve Hürmüz Boğazı’nı kontrol altına alabileceğini düşünmektedir.

Beşincisi: Siyonist yapı, aşırı sağcı Siyonistlerin yönetimindedir ve radikal sağ partiler iktidarda yer almaktadır. Buna rağmen büyük devletler ve Avrupa buna karşı çıkmamaktadır. Oysa aynı çevreler, halk tarafından seçilmiş olsa bile en ılımlı İslami hareketlere dahi karşı çıkmakta ve onları bastırmaktadır (Arap Baharı sürecinde görüldüğü gibi). Bu durumun sebebi, inanç temelli orduların kolay yenilememesi ve Gazze ile Afganistan örneklerinde görüldüğü gibi direniş gücünün yüksek olmasıdır.

Altıncısı: Bu savaşın amacı, Orta Doğu’da (Körfez ülkeleri dâhil) büyük bir kaos oluşturmak, ekonomik ve askerî güçleri zayıflatmak ve Netanyahu’nun yayılmacı projesini gerçekleştirmektir. Ancak Allah’ın izniyle bu gerçekleşmeyecektir. Aksine Siyonist proje gerilemektedir. Dünyada işledikleri benzeri görülmemiş suçlar nedeniyle destekleri azalmaktadır."