Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lütfi Kırdar Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenen Birlik Vakfı 40. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.
Programda, eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ı anlatan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da Kahraman'la ilgili düşüncelerini paylaştığı "Bir Kahraman, Bin Selam Kutlu Yürüyüş" belgeselinin de gösterimi yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Kahraman tarafından Birlik Vakfı'nın 40'ncı yılı anısına "100 Yılın Devlet Başkanı Ödülü" verildi.
Erdoğan, Birlik Vakfının kuruluşuna öncülük eden İsmail Kahraman için hazırlanan belgeseli hep birlikte izlediklerine değinerek, "Milleti ve memleketi için elini nasıl taşın altına koyduğunu, gerek sivil toplum çalışmalarıyla gerekse siyasette üstlendiği görevlerle ülkemize hangi hizmetlerde bulunduğunu bir kez daha gördük. Ayrıca Birlik Vakfımızın kimlerin özverisiyle, hangi badireleri atlatarak, hangi süreçlerden geçerek bugünlere geldiğini tekrar hatırladık." ifadelerini kullandı.
Yarım asrı aşkın süredir yol arkadaşı olmaktan iftihar ettiğini belirttiği Kahraman'a katılımcıların huzurunda şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Emekleri, gayretleri, bilgisi, feraseti, tecrübesiyle bizlere yol gösterdiği, bizlerle yol yürüdüğü, bize yoldaşlık, kaderdaşlık ettiği için Cenabıallah kendisinden razı olsun. Rabb'im, bugün burada olduğu gibi yarın ruzi mahşerde Resul-i Kibriya Efendimizin 'Liva-ül Hamd' ismiyle müsemma sancağı altında bizleri buluştursun. Yine bu vesileyle geride bıraktığımız 40 yılda Birlik Vakfımız bünyesinde görev almış, bu çatı altında gençlere ve millete hizmet etmiş, hayırda yarışarak kendisini Türkiye'nin ve ümmetin selametine vakfetmiş tüm kardeşlerime teşekkür ediyorum."
"Darbeciler, milette düşmanlıklarından MTTB'nin kapısına kilit vurdular"
Bir gerçeğin de hafızalara silinmez bir şekilde kaydolduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1916 yılında kurulan Millî Türk Talebe Birliği'nin (MTTB), Türkiye'nin en köklü öğrenci teşkilatı olarak dalları vatanın dört bir yanına uzanan, binlerce talebeyi gölgesinde serinleten büyük bir çınar olduğunu ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, MTTB çatısı altında geçirdiği yıllara değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ancak 1980 darbesinin üzerinden silindir gibi geçtiği sivil teşekküllerden biri de unutmayalım MTTB'ydi. Darbeciler de tamamen keyfi sebeplerle sırf millete düşmanlıklarından dolayı Millî Türk Talebe Birliği'nin kapısına kilit vurdular. Bu ocağı bitirmek istediler ama her MTTB'linin yüreğinde kor bir ateş misali yanan o ruhu, kanında dolaşan o dava şuurunu söndüremediler. Üstad'ın ifadesiyle, kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliğin önüne set çekemediler."
MTTB'ye zorla bıraktırılan sancağı Birlik Vakfı'nın devralındığını, millete ve ümmete hizmet mücadelesinin kesintiye uğramadığını, uğratılmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "28 Şubat'ın yasakçı zihniyetinden vesayet odaklarıyla mücadeleye, Gezi olaylarından 15 Temmuz kanlı ihanetine, en kritik dönemeçlerde, ateşten gömlek giydiğimiz tüm imtihan günlerinde Birlik Vakfı'nı hep milletin yanında, hakkın ve hakikatin cephesinde gördük." diye konuştu.
Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları
Cumhurbaşkanı Erdoğan, teknoloji ve dijitalleşmenin nimetlerinden azami ölçüde istifade ederken, beraberinde getirdiği yeni tehditler ve sınamaları da çok yakından hissettiklerini belirterek, "Küresel ölçekte kültür emperyalizminin dayatmaları sebebiyle bireyden aileye, aileden de topluma uzanan bir tefessüh riskiyle karşı karşıyayız. LGBT gibi sapkın akımlardan bağımlılığa, mahremiyetin yok olmasından aile kurumuna dönük saldırılara 7'den 70'e tüm insanlığa, bununla birlikte 86 milyon vatandaşımızı da tehdit eden meydan okumalarla yüz yüzeyiz." diye konuştu.
İnsanları bataklığa sürükleyen sanal bahis ve kumar belasının kökünü kurutmak için kapsamlı bir eylem planını uygulamaya koyduklarını söyleyen Erdoğan, “Aynı şekilde toplumun çekirdeği olan aileyi güçlendirmek amacıyla farklı projeleri hayata geçirdik. Çocuk başına yapılan ödemelerin arttırılmasından yuva kurmak isteyen gençlerimize yardımcı olunmasına kadar pek çok destek paketini devreye aldık." dedi.
Bağımlılık, aile kurumuna yönelik saldırılar, uyuşturucu, sanal bahis, kumar gibi küresel boyutu olan tehditlerle mücadelenin, yalnızca devlet eliyle yürütülemeyeceğini, yürütülse dahi arzu edilen neticeye ulaşılamayacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa bağımlılık denilen modern zaman vebasının başını erkenden ezmesek, Allah korusun yarın daha derin sosyal krizlerle karşılaşabiliriz." ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: "Gençlerimizi, neslimizi, geleceğimizi hedef alan bu saldırı dalgasını ancak bir olursak, birlikte hareket edersek, birlikte savaşırsak püskürtebiliriz. Sadece kendi evinin önünü temizlemek yetmez, komşularımıza da özellikle el ele verip, onlara da el uzatmak onlara da yardımcı olmak mecburiyetindeyiz. Bunun için toplumun her kesiminin desteğine ve katkısına ihtiyacımız var. Gönüllü kuruluşlarımızın, medyamızın, üniversitelerimizin bu mücadelede bize omuz vermesine ihtiyacımız var. Siyasi partilerimizin abuk sabuk gündemleri terk edip ülkenin ve milletin can yakıcı sorunlarına odaklanmasına ihtiyacımız var. Gençlerimizin rol model gördüğü sporcularımızın, sanatçılarımızın, kanaat önderlerinin bu mücadeleyi sahiplenmesine ihtiyacımız var."
"Melun kuşatmaya karşı el ele vermeliyiz"
Her şeyden öte, ailelerin bilinçlenmesine ve meselenin farkına varmasına ihtiyaç olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital tekno-kültürün, bilhassa gençlerimizin üzerindeki olumsuz etkilerini sadece topyekûn bir dayanışma ruhuyla engelleyebiliriz. Aileyi önemsiz hâle getirmeyi, değerlerimizi yıpratmayı, gençlerimizi manen ve ruhen çökertmeyi, böylece adım adım bireyi köleleştirmeyi hedefleyen bu melun kuşatmayı ancak el ele verirsek kırabiliriz." değerlendirmesinde bulundu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Teknofest Gençliği", "Dinine, kültürüne, ruh köküne bağlı, imanlı, ahlaklı, nitelikli gençler yetiştirmeliyiz" dedikçe, birilerinin hep rahatsız olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Batıdan kopyaladıkları gardırop modernleşmesini yıllarca bu ülkeye ilericilik diye, çağdaşlık diye pazarladılar. Hem batıyı hem doğuyu bilen bir ayağı bu topraklarda, diğeriyle de tüm dünyayı dolaşabilen bir gençliği ideolojilerine tehdit olarak gördüler. Kimse kusura bakmasın bugün yaşadığımız pek çok sorunun temelinde kendi öz değerlerinden ve milletin hassasiyetlerinden tiksinen işte bu çarpık zihniyet bulunmaktadır. Jakoben, elitist, üstenci anlayışın egemen olduğu dönemlerde toplumu bir arada tutan çimento zayıfladı. Millî bünyemiz daha kırılgan hâle geldi. 23 yıldır aynı zamanda birikmiş bu yanlışları da düzeltmeye çalışıyoruz."