Rekabet Kurumu Başkanı Birol Küle, İslam ülkelerindeki rekabet kurumlarına Ramazan mektubu gönderdi.
Azerbaycan’dan Gambiya’ya, Arnavutluk’tan Endonezya’ya kadar geniş bir alana yayılan 23 ülkeye gönderilen mektupta; modern rekabet hukuku uygulamalarına, ayetler, hadisler, İslam hukuku verileri ve tarihi tecrübeyi esas alarak yeni bir soluk getirmenin amaçlandığı belirtildi.
Rekabet Kurulu Başkanı Birol Küle, Türkiye'deki üst düzet bürokratlara da gönderdiği mektupta, “rızık arayışı ve helâl kazanç” temasını merkeze alarak, İslam düşüncesinin iktisadi hayata dair ortaya koyduğu ahlaki çerçeve ile modern rekabet hukukunun amaçları arasında ortak bir zemin aramayı amaçladıklarını belirtti. Küle, "Zira her iki yaklaşım da, kazancın meşruiyetini yalnızca sonuçla değil, o sonuca götüren sürecin ne derece adil şartlar altında gerçekleştiğiyle ilişkilendirmektedir. Bir başka deyişle, amaca ulaşmakta her yol mübah olmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Rekabet Kurumunun çalışma alanındaki ayetler
Birol Küle, Ramazan mektubunda şu ifadelere yer verdi:
"Kur’ân-ı Kerîm’de rızık, son tahlilde ilahi takdir olmakla birlikte, insanın pasif biçimde bekleyeceği bir nimet değil; emek, sorumluluk ve çaba ile ilişkilendirilen dinamik bir kavram olarak ele alınır. Bu anlayış şu ayette açık biçimde ifade edilmektedir: “İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır.” (Necm Sûresi, 53/39)
Bu karşılığın hangi mekanizmalar eliyle yerini bulduğu ise şu iki ayetle açımlanmaktadır: “Rabbinin rahmetini onlar mı bölüştürüyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için, (çeşitli alanlarda) kimini kimine, derece derece üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri (dünyalık) şeylerden daha hayırlıdır.” (Zuhruf Sûresi, 43/32)
“Allah kiminize kiminizden daha fazla rızık verdi Ama kendilerine fazla verilenler, rızıklarını ellerinin altındakilerle paylaşıp da onları bu hususta kendileriyle eşit hale getirmeye yanaşmıyorlar. Peki onlar Allah’ın nimetini inkâr etmiş olmuyorlar mı?” (Nahl Sûresi, 16/71)
Bu ayetler, iktisadi hayattaki farklılaşmanın ve iş bölümünün tabii bir olgu olduğunu kabul etmekle birlikte; bu durumun sömürüye, tahakküme ve dışlayıcı mekanizmalara dönüşmemesi gerektiğini de imlemektedir. Zira, rızık yollarının daraltılması, belirli aktörler tarafından kontrol altına alınması veya başkalarının emeğinden haksız menfaat sağlanması, bu ilkesel dengeyle bağdaşmamaktadır ki bu anlayış aşağıdaki ayetlerle de tamamlanmaktadır.
Dengenin ve ölçünün bozulması
“Göğü yükseltti ve dengeyi koydu. Sakın dengeyi bozmayın. Ve de ölçüyü doğru tutun, sakın eksik tartmayın” (Rahmân Sûresi, 55/7-8-9)
“Ey kavmim! Ölçüyü, tartıyı adaletle tam yapın; insanların mallarının değerini düşürmeyin, yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın. Eğer müminseniz Allah’ın bıraktığı (meşrû) kazanç sizin için daha hayırlıdır….” (Hûd Sûresi, 11/ 85-86)
Dengenin ve ölçünün bozulması, açık bir şekilde bozgunculuk olarak tanımlanırken, iktisadi bağlamda okunduğunda; piyasa gücünün yoğunlaşması, giriş engellerinin artması ve rekabetçi sürecin işlevsiz hâle gelmesi gibi durumlarla da kuşkusuz irtibatlıdır. Karteller, uyumlu eylemler ve hâkim durumun kötüye kullanılması, bu nedenle yalnızca ekonomik etkinliği ve genel toplumsal refahı azaltan uygulamalar değil; aynı zamanda İslam âdâbı çerçevesinde
meşru ve helâl kazanç yollarını tahrip eden davranışlardır.
Modern rekabet hukuku, tam da bu noktada, piyasa ekonomisinin etik altyapısını güçlendiren kurumsal bir mekanizma olarak karşımıza çıkmaktadır. Türk rekabet hukukunun temelini oluşturan 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve uygulamaları yasaklayarak, teşebbüslerin kazançlarını piyasa gücünü kötüye kullanmak suretiyle değil; yenilik, verimlilik ve tüketiciye sunulan değer üzerinden elde etmelerini amaçlamaktadır.
Bu yönüyle rekabet politikaları, yalnızca fiyat ve çıktı düzeyine odaklanan teknik araçlar değil; kazancın meşruiyetini ve sürdürülebilirliğini güvence altına alan düzenlemeler bütünü olarak değerlendirilebilir. Nitekim bu şekilde, Rahmân Sûresi, 55/279’da geçen “…..Böylece ne haksızlık yapmış ne de haksızlığa uğramış olursunuz” ifadesi de karşılığını bulmuş
olmaktadır.
Ticarette güvenin önemi
Piyasalara girişin açık tutulması, rekabetçi baskının korunması ve (nihayetinde hakim duruma yol açan) pazar gücünün kalıcı hâle gelmesinin önlenmesi; rızık imkânlarının toplum genelinde daha dengeli bir biçimde dağılmasına katkı sağlamaktadır. Nitekim, Hz. Peygamber (S.A.V.)’in şu hadisi de, iktisadi faaliyette ahlâki ölçünün önemini veciz biçimde ortaya koymaktadır: “Doğru ve güvenilir tüccar, peygamberler, sıddîklar ve şehitlerle beraberdir.” (T1209
Tirmizî, Büyû’, 4)
Bu ifade, ticaretin ve kazanç arayışının, ancak doğruluk ve güven ilkeleriyle birleştiğinde değer kazandığını göstermektedir. Rekabeti dışlayan, rakipleri saf dışı bırakan veya tüketiciyi alternatifsizliğe mahkûm eden uygulamalar ise bu güven zeminini zedelemekte; kazancı hukuken mümkün olsa dahi ahlaken tartışmalı hâle getirmektedir.
Günümüzde rekabet otoritelerine düşen görev, tam da bu hassas dengeyi gözetmektir. Bu minvalde düzenleme ve denetlemenin amacı, teşebbüslerin kazanç elde etmesini engellemek ya da sınırlamak değil; bu kazancın âdil rekabet koşulları altında ve herkes için erişilebilir fırsatlar çerçevesinde gerçekleşmesini temin etmektir. Böylelikle rekabet hukuku, helâl kazancın kurumsal güvencesi hâline gelmektedir. Biz de aynı doğrultuda ülkemiz sınırları
dahilinde bu misyonun temsilcisi olarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
Birol Küle kimdir?
1964 Ankara doğumlu olan Birol KÜLE, Hacettepe Üniversitesi İktisat bölümü mezunu olup, Bilgi Üniversitesi’nden Bankacılık ve Finans yüksek lisans derecesi bulunmaktadır.
Meslek hayatına başladığı 1992 yılından 2010 yılına kadar farklı katılım bankalarında çalıştıktan sonra, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nda Tahsilat Dairesi Başkanı olarak görev almıştır. Söz konusu görevini takiben 2012 yılında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Üyesi olarak atanmış ve SPK’da Başkan Vekilliği ile Yatırımcı Tazmin Merkezi üyeliği yapmıştır.
Birol KÜLE, 2 Kasım 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 2019/368 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile de Rekabet Kurulu Başkanlığına atanmıştır.
2019-2023 yılları arasında Rekabet Kurulu Başkanlığı yapmış olan KÜLE, 02.11.2023 tarih ve 32357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığının 01.11.2023 tarih, 2023/474 sayılı Kararıyla Rekabet Kurulu Başkanlığına tekrar atanmıştır.
TMSF bünyesindeki sorunlu kredilerin kamu adına tahsili ve 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun yürürlüğe girmesini takiben piyasa mimarisini değiştiren ikincil mevzuatın oluşturulmasında aktif rol alan KÜLE’nin bankacılık, finansal piyasalar, düzenleme ve denetim alanlarında 25 yıldan fazla tecrübesi bulunmaktadır.
Evli ve 3 çocuğu olan Birol KÜLE iyi derecede İngilizce bilmektedir.