Terör örgütü PKK'ya silah bırakma çağrısının yıl dönününde yeni bir mesaj yayınlayan Abdullah Öcalan, "Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır." ifadelerini kullandı.
Kürtçe, Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak paylaşılan mesajın Kürtçesini Veysi Aktaş, Türkçesini ise DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi Pervin Buldan Ankara'da okudu.
"Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı." diyen Öcalan, "Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum." sözlerini kaydetti. Öcalan, süreçte rol oynayan ve geçtiğimiz yıl vefa eden Sırrı Süreyya Önder'i de büyük bir saygıyla ve özlemle andığını ekledi.
"Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz"
"Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır." ifadelerini kullanan Abdullah Öcalan, şöyle devam etti:
"Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz."
Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçilmesi gerektiğini savunan Öcalan, "Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz." dedi ve devletin demokratik dönüşüme duyarlı olmasını istedi.
"Milliyet empoze edilmemelidir"
Demokratik entegrasyonu 'ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifi' olarak nitelendiren Öcalan, "Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür." diye devam etti.
Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyaç olduğunu kaydeden Öcalan, Anayasa'daki Türklük tanımı ve kimlik tartışmaları ile ilgili ise şu yorumu yaptı: "Vatandaşlık ilişkisinin millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar."