Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, "Bugün sosyal hayatı tehdit eden bencilleşme ve yalnızlaşma gibi sorunların üstesinden gelebilmek adına yeniden cami merkezli kolektif bir bilinç oluşturulması zaruret arz etmektedir. Bu da ancak mabet ile hayat arasındaki bağın güçlendirilmesiyle mümkün olacaktır.” dedi.
2026 yılı Ramazan temasını ‘Ramazan, Cami ve Hayat’ olarak belirlediklerini ifade eden Arpaguş, "Ramazan ayı boyunca bu tema çerçevesinde yapacağımız programlarla mabet ile hayat arasındaki bağın önemine dikkat çekmeyi hedefliyoruz. Bununla İslam’ın mabet merkezli hayat tasavvurunun daha iyi anlaşılmasını ve camilerimizin temsil ettiği değerlerin hayata taşınmasını amaçlıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dünyanın büyük bir değişim sürecinden geçtiğini söyleyen Başkan Arpaguş, “Teknolojik gelişmelerin her şeyi hızlıca küreselleştirdiği günümüzde, ilgi ve eğilimlerin her geçen gün farklılaşması, insanların din, toplum ve hayat algılarını da pek çok açıdan etkilemektedir. Bunun bir yansıması olarak dünyanın birçok noktasında maddi ve manevi bunalımların, kaos ve kargaşanın hayatı kuşattığını görüyoruz. Çepeçevre hayatı kuşatmış bir dünyadan bahsediyoruz. Böyle bir zamanda İslam’ın hayat veren ilke ve hakikatlerinin, bizi biz yapan değerlerin yeniden gündeme taşınması, büyük önem arz etmektedir.” şeklinde konuştu.
"İslam medeniyet mabet ekseninde neşvünema bulmuştur"
Söz konusu ilke ve değerlerin en önemli sembollerinden bir tanesinin camiler olduğunu dile getiren Başkan Arpaguş, “Zira insanın hem iç dünyasını hem toplumsal hayatını ilgilendiren değerler, tarihten bugüne hep camilerde vücut bulmuş, camilerden hayata taşınmıştır. İslam medeniyeti mabet ekseninde neşvünema bulmuştur. İnanç ile hayat arasındaki bağ camiler vasıtasıyla daima canlı tutulmaya çalışılmış ve hayata aksettirilmiştir. Bu anlamda tevhit inancının merkezi olan Kabe ve medeniyetimizin beşiği olan Mescid-i Nebevi, camilerin Müslümanların hayatındaki yerini ve önemini göstermesi bakımından son derece dikkat çekicidir.” ifadelerine yer verdi.
Başkan Arpaguş, Kabe’nin birer şubesi mesabesindeki tüm camilerin, tarih boyunca namaz kılınan bir mekan olmalarının yanı sıra inancın, ahlakın, dini bilginin, erdemli hayatın öğrenildiği ve toplumsal dayanışmanın pratiğe dönüştürüldüğü çok yönlü müesseseler olarak hizmet verdiğini de ifade etti.
Başkan Arpaguş, “Bilginin hikmetle buluştuğu, kalplerin aynı amaçla birleştiği bu müesseseler, ibadeti bilince, kulluğu sorumluluğa dönüştürerek geçmişten günümüze fert ve toplum hayatına istikamet vermiştir. Böylece bu kutlu mekanlar, tarih boyunca İslam medeniyetinin insanı kuşatan ve hayatı bütüncül bir şekilde ele alan yaklaşımının en bariz sembolleri olmuşlardır.” diye konuştu..
“Ramazan ayı, Allah’ın yeryüzüne rahmetinin açık bir tecellisidir”
Ramazan ayının, insanın kendine döndüğü, kalbine yöneldiği, hayatına anlam kazandırdığı bir okul olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sahuruyla, iftarıyla, teravihiyle, mukabelesiyle, itikafıyla, Kadir Gecesi’yle ve daha birçok feyiz ve bereketiyle Allah’ın yeryüzüne rahmetinin açık bir tecellisidir. Bu ayın bereketli ikliminde tutulan oruçlar ve yapılan iyilikler, mümin yüreklerde tarifsiz bir itminan oluşturur. Bu ayda camilerde kılınan teravih namazları, okunan mukabeleler, yapılan vaaz ve irşat faaliyetleri gönüllerin ihyasına önemli katkılar sunar. Bilhassa çocukların ilk teravih tecrübeleri, cemaatle eda ettikleri vakit namazları ve cami ortamında kazandıkları değerler, genç dimağlarda silinmez izler bırakır. Bu noktada anne babalara büyük sorumluluklar düşmektedir.”
Ramazan ayının gönüllerde rikkat oluşturan manevi atmosferinden hakkıyla istifade edebilmeleri için çocukların teşvik edilmesi gerektiğini aktaran Başkan Arpaguş, “Çocuklarımızın zihin ve gönül dünyalarında ramazana dair tatlı hatıralar biriktirebilmeleri için onlara destek olmalıyız. Onları sahurun bereketiyle buluşturalım; orucun lezzeti, iftarın sevinciyle tanıştıralım. Beş vakit namazda ve teravih namazlarında birlikte ibadet etmenin hazzını ve huzurunu hep beraber doyasıya yaşayalım. Paylaşmanın, yardımlaşmanın ve dayanışmanın güzelliklerini bizzat yaşayarak öğrenmelerini temin edelim. Çocuklarımızın ve gençlerimizin hayat tasavvurları, camilerimizin sekinet veren ikliminde, din-i Mübin-i İslam’ın ilkeleriyle tahkim etmenin gayreti içinde olalım.” şeklinde konuştu.
Ramazan ayının yardımlaşma ve paylaşma ayı olduğunu da hatırlatan Başkan Arpaguş, “Bu mübarek ay, infak, ikram, zekat, fitre ve sadakalarımızla dayanışma bilincimizi güçlendirmekte ve kardeşlik duygularımızı pekiştirmektedir.” ifadesini kullandı.
Medyadan duyarlılık ricası
Başkan Arpaguş, konuşmasının şöyle tamamladı:
“Bildiğiniz üzere Ramazan ayında hem yerel ve ulusal medyada, hem de dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programlar icra edilmektedir. Milletimiz bu programlara büyük bir teveccüh göstermektedir. İnsanları ramazanın manevi iklimiyle buluşturmayı hedefleyen tüm bu çalışmalar elbette kıymetlidir. Bu alanda ciddiyetle ve samimiyetle hizmet üreten herkesi takdir ediyoruz. Onlara teşekkür ediyoruz.
Ancak, milletimizin dini konulara teveccühünün zaman zaman suiistimal edildiğine de şahit oluyoruz. Maalesef bazı mecralarda, sırf daha çok izlensin düşüncesiyle ramazanın ruhuyla örtüşmeyen meseleler gündeme getirilerek insanların dini duyguları istismar edilmektedir. Hatta ibadetler birer tartışma konusu haline getirilerek zihinler bulandırılmaktadır. Dolayısıyla bu hususta hem medyada program yapacak kardeşlerimizin hem de milletimizin daha duyarlı olmalarını, daha bilinçli davranmalarını istirham ediyoruz.
Bu noktada dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da kullanacağımız dil ve üsluptur. Özellikle dini konularda konuşurken nezaket ve zarafet son derece önemlidir. Onun için Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayacak söz, tavır ve davranışlardan kesinlikle sakınılmalıdır."