İstanbul'da düzenlenen Mevlid-i Nebi programında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “Bundan bin beş yüz yıl önce, Mekke’nin sarp kayalıkları, sadece coğrafi bir çoraklığı değil; aklakî ve vicdanî bir çölleşmeyi de temsil etmekteydi. Güçlünün zayıfı ezdiği, yetimin ve öksüzün hakkının çiğnendiği, kız çocuklarına hayat hakkının tanınmadığı, insanın kendi elleriyle yaptığı putlara taparak kendi onurunu ayaklar altına aldığı o karanlık dönemde, insanlık adeta nefessiz, kalmıştı. İnsanlık bir çıkış yolu aramaktaydı.” ifadelerini kullandı.

Böyle bir karanlığın ortasında, ilahî rahmetin bir tecellisi olarak Hz. Muhammed Mustafa’nın (s.a.s.), yeryüzüne teşrif ettiğine dikkati çeken Başkan Arpaguş, “O’nun (s.a.s.) veladeti, insanlığın vicdanen, ahlaken ve ruhen yeniden doğuşuna milat oldu. Peygamber Efendimiz (s.a.s.) gelişiyle insanlığın ufkunu; Kur’an’ın ifadesiyle ‘Nurlu bir kandil gibi aydınlattı.’ Hayat O’nunla (s.a.s.) anlam kazandı.” şeklinde konuştu.

İnsanın onur ve haysiyeti, Efendimiz’in (s.a.s.) sayesinde mecrasını bulduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Kadınlar ve çocuklar, mağdurlar ve mazlumlar, hor ve hakir görülen, haksızlığa uğrayan her bir can, O’nun (s.a.s.) engin şefkatiyle güven iklimine kavuştu. O (s.a.s.) ki yetimlerin hamisi, ezilenlerin sığınağı, kimsesizlerin kimsesiydi. İnsanlık, adaleti, merhameti, sadakati, ahde vefayı, isarı, cömertliği O'ndan (s.a.s.) öğrendi. Irk, dil, renk, servet veya soy gibi farklılıkların üstünlük sebebi görüldüğü bir devirde, gerçek üstünlüğün ancak ve ancak kalpteki samimiyette, takvada olduğunu dünya O’ndan (s.a.s.) öğrendi.”

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” hadis-i şerifini hatırlatan Başkan Arpaguş, “O’nun (s.a.s.) gönderiliş gayesinin ve tüm hayatının en yalın özeti olsa gerektir. Zira ahlak-ı hamide sahibi Efendimiz (s.a.s.), her konuda insanlık için en mükemmel örnekti. Henüz peygamberlik gelmeden önce bile Mekke halkının O’na (s.a.s.) ‘Muhammedü’l-Emin’ demesi, O’nun (s.a.s.) ne kadar yüce bir ahlaka sahip olduğunun da deliliydi.” diye konuştu.

Allah Rasulü’nün (s.a.s.), adaletli bir yönetici, dürüst bir tüccar, vefalı bir dost, sadık bir eş, şefkatli bir baba ve en önemlisi de “güvenilir bir insan” nasıl olur, bizzat yaşararak bizlere öğrettiğini anlatan Başkan Arpaguş, “Bu sebeple O’nun (s.a.s.) alemi teşrifleri Cenab-ı Hakk’ın insanlığa en büyük lütuf ve ikramı oldu. Andolsun, Allah müminlere kendi içlerinden onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan; onlara kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.” dedi.

“O’nun (s.a.s.) varlığı ve gösterdiği yol, bizlere her daim ümitvar olmayı öğütlüyor”

Bugün dünyanın, maalesef yeniden bir cahiliye dönemi yaşadığını aktaran Başkan Arpaguş, insanlığın savaşlar, işgaller ve katliamların kıskacında zor bir dönemden geçtiğini dile getirerek, “Zulüm ve merhametsizlik yeryüzünü kasıp kavurmakta… İnsanlık, tıpkı 15 asır önce olduğu gibi bugün de ufuk peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) rehberliğine muhtaç. O’nun (s.a.s) adaletine, merhametine, şefkatine ve O’nun hesapsız, çıkarsız muhabbetine muhtaç… Yaşanan sıkıntılardan dolayı elbette ümitsiz değiliz. Elbette karamsarlığa ve ye’se düşecek değiliz. Çünkü O’nun (s.a.s.) varlığı ve gösterdiği yol, bizlere her daim ümitvar olmayı öğütlüyor. Biliyoruz ki karanlık ne kadar koyu olursa olsun, bir tek kandilin ışığı, yeryüzünü yeniden aydınlatmaya yetecektir.” şeklinde konuştu.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz’e (s.a.s.) ümmet olmanın bizlere O’nun (s.a.s.) gibi iyilik ve merhamet kandili olma sorumluluğu yüklediğini aktaran Başkan Arpaguş, “Onun için her birimiz, Fahr-i Kâinât Efendimizin (s.a.s.) sünnet-i seniyyesine, aziz hatırasına ve mirasına daha sıkı sarılmak zorundayız. O’nun (s.a.s.) örnek ahlakını hayatımıza taşımak mecburiyetindeyiz. O’nun (s.a.s.) kutlu davasını tüm insanlığa ulaştırmakla sorumluyuz. Ve biz O’na (s.a.s.) borçluyuz. Dünya neye sahipse O’nun (s.a.s.) vergisidir hep. Medyun O’na (s.a.s.) cemiyeti. Medyun O’na (s.a.s.) ferdi. Medyundur O (s.a.s.) masuma bütün beşeriyet. Ya Rabbi! Bizi mahşerde bu ikrar ile haşret!” ifadelerine yer verdi.

Başkan Arpaguş, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bugün, O’na (s.a.s.) kulak verirsek bize neler söyler hiç düşündük mü? ‘Elinizden ve dilinizden kimse zarar görmesin!’ buyururlar. ‘Ayıpları araştırmayın. Haset etmeyin. Kin tutmayın… Ey Allah’ın kulları, kardeş olun.’ buyururlar. ‘Birbirinize lanet etmeyin. Kimsenin gizli hallerini araştırmayın. Katı kalpli olmayın. Kibirli olmayın.’ buyururlar. ‘Merhametli olun. Birbirinizi sevin.’ ‘İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe gerçek manada iman etmiş olmazsınız.’ buyururlar. ‘Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.’ buyururlar. ‘Cennet annelerin ayağı altındadır.’ buyurur Sevgili Nebi (s.a.s.). Efendimiz’den (s.a.s.) ‘Bugün bir yetimin başını okşadın mı? Bugün bir açı doyurdun mu? Bugün bir hastayı ziyaret ettin mi?’ sorularına muhatap olsak. Acaba ne cevap veririz?”

Programda, Kur'an-ı Kerim tilaveti, tasavvuf müziği dinletisi ve sinevizyon gösterimi gerçekleştirildi.

Bakan Çiftçi, Sultan II. Abdülhamid'in torununu ziyaret etti
Bakan Çiftçi, Sultan II. Abdülhamid'in torununu ziyaret etti
İçeriği Görüntüle

Başkan Arpaguş, program sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Hilye-i Şerif tablosunu hediye etti.

Programa, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran; eski Diyanet İşleri Başkanları Dr. Tayyar Altıkulaç, Prof. Dr. Mehmet Görmez, Prof. Dr. Ali Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının üst düzey yöneticileri ve davetliler katıldı.