Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, “Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim.” dedi.

Numan Kurtulmuş, Galatasaray Üniversitesinin, “Milli Egemenliğin 150 Yıllık Hafızası: Parlamento ve Anayasanın 150. Yılı Projesi” kapsamında düzenlenen Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz Han’ı anma törenine katıldı.

Valilik: Avrasya Tüneli'ni basan su deniz suyu değil
Valilik: Avrasya Tüneli'ni basan su deniz suyu değil
İçeriği Görüntüle

Bir Sultan, Bir Darbe, Bir Anayasa” başlıklı programda yaptığı konuşmada “Anayasa çalışmalarıyla darbeler arasında da bir ilişki vardır.” diyen Kurtulmuş, 1876 anayasasının da Sultan Abdülaziz Han’a yapılan darbenin hemen arkasından kabul edildiğine dikkati çekti.

Cumhuriyet tarihinde 1961 ve 1982 anayasalarının 1960 ve 1980 darbelerinden sonra kabul edilmesinin de tesadüf olmadığını vurgulayan Kurtulmuş, “Bugün bile bazılarının tartıştığı mesele, Türkiye'nin 150 yıllık anayasacılık müktesebatına rağmen, hâlâ açık bir tartışmadır. Kimilerine göre anayasa sadece kurucu meclisler, kurucu iradeler tarafından yapılır. Bu kurucu irade de topla, tüfekle, tankla, süngüyle yani birtakım güçlerle ortaya konulan iradedir. Halbuki artık geldiğimiz noktada Türkiye için milletten başka, milli iradeden başka, milletin sözünden başka bir kurucu irade asla kabul edilemez, düşünülemez ve başka bir güce kurucu irade yaftası yakıştırılamaz.” diye konuştu.

150 yıllık süre içerisinde Kanun-ı Esasi’nin, en başından itibaren öncü bir atılım olduğunu ifade eden Kurtulmuş, bugün yürürlükte olan anayasa ve öncekilerin kabul ediliş ve uygulanma süreçlerinin Türkiye siyaseti bakımından fevkalade büyük bir müktesebat olduğunu belirtti.

Kurtulmuş, 150 yıl gibi kısa bir süre içerisinde anayasacılık bakımından bu kadar derin bir tecrübeye sahip olan başka bir milletin bulunmadığını söyleyerek, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Bu tecrübenin iyi tarafları da vardır, kötü tarafları da vardır. Yanlışları düzeltip yolumuza devam etmek boynumuzun borcudur. Anayasaları darbelerden bütünüyle ayırarak hiçbir şekilde darbelerin gölgelerinin, tortularının anayasalar üzerine aksetmesine müsaade etmeden Türkiye'nin yeni bir anayasayı yapma gücüne, kuvvetine, kudretine sahip olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca anayasa tartışmaları kısır gündelik siyasi tartışmaların da mevzusu değildir. Siyasi partiler gelir gider, isimler gelir geçer ama ülkelerin anayasaya ihtiyaçları, milletin talepleri ortadadır. Bunun gerektirdiği şekilde hareket edilmesi Türkiye'nin geleceğinin önemli unsurlarından birisidir.”

Numan Kurtulmuş, şöyle devam etti:

"Yeni bir anayasayı yapmak mutlaka ve mutlaka Türkiye'nin öncelikli ödevlerinden birisidir. Türkiye'nin gücünü artıracak katılımcı, çoğulcu, demokratik ve kuşatıcı bir anayasayı yapmak için hepimizin üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmesi lazım. Bu çerçevede ‘zamanı gelmedi’ diye düşünmeden, anayasa tartışmalarını da sadece ezberlenmiş birtakım kalıplar etrafında ele almadan tartışmaları sürdüreceğiz ve inanıyorum ki sonunda Türkiye 2026'da, 2027'de kendisine yaraşan, milletimizin birliğini bütünlüğünü temin eden, Türkiye'nin küresel alandaki rekabet gücünü artıran, Türkiye'yi bölgesindeki ve dünyadaki tehditlerden koruyan çağdaş bir toplum sözleşmesi olarak yeni anayasasını gerçekleştirecektir.”

Kurucu irade tartışması

Anayasa tartışmaları gündeme geldiğinde “Kurucu irade yok ama…” diyenlerin bulunduğunu anımsatan Kurtulmuş, “Onların derdi, millete kurucu irade olarak bir paye ve güç vermemektir. Onların anayasadan anladıkları, kapalı kapılar ardında birileri anayasa yapar ve hakim unsurların mütegallibenin ihtiyacı neyse o çerçevede bir anayasa metni yazarak bunu millete dikte ederler. ‘Millet öyle anayasa falan yapabilecek olgun bir şahsiyet değildir. Millet güdülecek. Millet etrafı kuşatılarak ne tarafa gidip gitmesi gerektiği söylenecek, yeri geldiğinde de parmakla tehdit edilecek bir unsurdur.’ Hayır, o devirler geride kaldı. Artık Türkiye kendi anayasasını yaparak önündeki bütün engelleri kaldıracak ve ümit ediyorum ki çok daha güçlü bir şekilde Türkiye bugününü dünyasında yerini alacaktır.” ifadesini kullandı.

Yeni anayasanın Türkiye için bir zaruret olduğunu belirten Kurtulmuş, “İç kalemizi tahkim etmenin önemli unsurlarından birisi de milletin geniş kesimleri tarafından benimsenmiş bir anayasa mutabakatının sağlanmasıdır. Onun için bazı küçük rötuşlar değil, tam manasıyla demokratik devrim niteliğinde olacak bir anayasal çerçeveye Türkiye'nin ihtiyacı olduğu aşikardır. Bu söylediğim sözlerin birilerini ne kadar rahatsız edeceğini bilerek söylüyorum. Ama Türkiye artık laf olsun, birilerinin gönlü alırsın diye konuşulacak bir ülke değildir. İhtiyacımız neyse onu ortaya koyacağız ve milletin mutabakatıyla bu ihtiyaçları karşılamak için gayret sarf edeceğiz.” dedi.