Azerbaycan'ı ziyaret eden Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, “İki devlet bir millet; kardeşliğimizin ve imanımızın gereği olarak bir ve beraber olursak sadece topraklarımızı işgalden değil, kültürümüzü, inancımızı, her türlü maneviyatımızı da olabilecek işgallerden kurtarmak için bir ve beraber olarak çalışmamız gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, “I. Türk Devletleri Teşkilatı Üye Ülkelerinin Din İşlerinden Sorumlu Kurum Başkanları Toplantısı” için geldiği Azerbaycan’da Dini Kurumlarla İş Üzre Devlet Komitesi Başkanı Ramin Mammadov ile görüştü.

Azerbaycan heyetine misafirperverliğinden dolayı teşekkür eden Başkan Arpaguş, “Azad edilmiş topraklarda bulunmaktan son derece mutluyuz. İki devlet bir millet; kardeşliğimizin ve imanımızın gereği olarak bir ve beraber olursak sadece topraklarımızı işgalden değil, kültürümüzü, inancımızı, her türlü maneviyatımızı da olabilecek işgallerden kurtarmak için bir ve beraber olarak çalışmamız gerektiğine inanıyoruz.” dedi.

Adriyatik’ten Çin Seddi’ne kadar bir kültür havzası oluştuğunu aktaran Başkan Arpaguş, şu ifadelere yer verdi:

“Türk Devletleri Topluluğu’nun Din İşlerinden Sorumlu birimlerin de bir araya gelerek kendi aralarında önemli hizmetleri yapabileceklerine inanmaları, bu konuda çaba ve gayret göstermeleri de bizler açısından da son derece önemli. Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı olarak elimizden gelen her türlü imkanı kardeşlerimizle bu konudaki çalışmalarda ortaya koymaya hazırız. İnşallah bu birlikteliğimiz ve çalışmalarımız, hem milletimiz hem de ülkelerimiz, devletlerimiz adına fiziki sınırların ötesindeki kardeşliğimizin, birlik beraberliğimizin teminatı olarak önemli ve verimli çalışmalar yapmak durumunda olduğumuz bilincindeyiz. Önümüzdeki dönemlerde kardeşlik hukukuna dayanarak güzel çalışmalara vesile oluruz.”

Görüşmede, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk ile Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri İhsan Açık da hazır bulundu.

“Yunus Emre’nin sevgisiyle bütünleşen bir medeniyetin varisleriyiz”

Şuşa şehrinde gerçekleştirilen toplantıda da bir konuşma yapan Başkan Arpaguş, Türk devletlerinin en önemli teminatının şanlı tarihin emanet ettiği kardeşlik şuuru olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“Bizler, yalnızca ortak bir coğrafyanın ve demografik yapının üyeleri değil; köklü bir tarihin, kültürün ve medeniyetin mensuplarıyız. Bizler, İmam-ı Azam, İmam-ı Buhari gibi İslam ilim geleneğinin en büyük öncülerinin; İmam Maturidi ve Farabi gibi İslam düşünce sistemini inşa eden büyük akılların mirasını devralan toplumlarız. Bizler, Kaşgarlı Mahmud’un diliyle konuşan, Ahmet Yesevî’nin irfanıyla yoğrulan, Yusuf Has Hacib’in hikmet anlayışıyla şekillenen ve Yunus Emre’nin sevgisiyle bütünleşen bir medeniyetin varisleriyiz.”

Büyük devletlerin arkasında güçlü ordular kadar güçlü fikirlerin olduğunu da söyleyen Başkan Arpaguş, “Güçlü ekonomiler kadar güçlü değerler de vardır. Münbit topraklar kadar ufkuyla ışık saçan güçlü insanlar da vardır. Bugün Türk dünyasının sahip olduğu nüfus, zengin doğal kaynaklar, stratejik coğrafi konum ve köklü devlet tecrübesi; ortak hareket ettiğimizde bizleri küresel bir güç haline getirecek eşsiz imkanlar barındırmaktadır. Aileden gençliğe, eğitimden kültüre, ilmi araştırmalardan yayıncılığa kadar her alanda aramızda kuracağımız güçlü işbirlikleri, yalnızca ülkelerimizin huzur ve refahına değil, bölgemizin ve tüm dünyanın istikrarına önemli katkılar sağlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

İslam üniversitelerinin rektörleri Gaziantep'te toplandı
İslam üniversitelerinin rektörleri Gaziantep'te toplandı
İçeriği Görüntüle

“Tefrikanın altında yatan en temel etken cehalettir”

İslam ve Müslümanlar aleyhinde organize algı operasyonunun varlığının herkes tarafından malum olduğunu anlatan Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:

“Bunun yanında, dinin doğru anlaşılması hususunda İslam toplumlarının da ciddi sorunlar yaşadığı açıktır. Toplumların yanlış din tasavvuru, ne yazık ki dinin istismar edilmesine zemin hazırlamaktadır. Etnik ve mezhebi farklılıkları çatışma sebebine dönüştüren bu durum, aynı zamanda şiddet, tekfir ve terör gibi meselelerin hayatı kuşatmasının da en önemli nedenlerindendir. Bu noktada dini kurumlarımızın daha fazla inisiyatif almaları gerekir. Kurumlarımız, öncelikle doğru bilgi ile irtibatını en güçlü hale getirmelidir. Nitekim vahdetin önündeki en büyük engel ve tefrikanın altında yatan en temel etken cehalettir.”