DEM Parti, onlarca yıl süren çatışmaların ardından demokratik çözümün önünü açabilecek tarihsel bir fırsat bulunduğunu açıkladı.

11-12 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen Parti Meclisi (PM) toplantısı sonuç bildirgesinde, "Diğer tarafta ise savaş siyasetinden beslenen, hukuku araçsallaştıran, toplumsal kutuplaşmayı derinleştiren ve demokratik siyaseti daraltan otoriter yönetim anlayışı tahkim edilmektedir. Bu iki yönelim aynı anda sürdürülemez. Kalıcı barışın yolu demokratikleşmeden, demokratikleşmenin yolu ise cesur siyasal adımlardan geçmektedir." ifadelerine yer verildi.

Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz
Özgür Özel: Yeni partimizi kuruyoruz
İçeriği Görüntüle

PKK’nin silahları sembolik olarak yakmasının barışa ilişkin güçlü bir umut oluşturduğunu belirten DEM Parti, "Bir yıl önce atılan bu adım, demokratik siyasetin çözüm üretme kapasitesine duyulan inancı büyütmüş, toplumsal barışa yönelik yeni bir iklim oluşturmuştur. Ancak aradan geçen bir yıl içinde siyasal iktidarın gerekli demokratik ve hukuki adımları atmaması, bu tarihsel fırsatın gerektirdiği sorumluluğun yerine getirilmediğini göstermektedir. Sürecin hukuki güvenceden yoksun bırakılması, demokratikleşmeye ilişkin düzenlemelerin sürekli ertelenmesi ve toplumsal beklentilerin belirsizlik içinde bırakılması, toplumdaki güven duygusunu sarsmaktadır." açıklamasını yaptı.

"Düzenlemeler sınırlı olmamalı"

Barışın kalıcılaşması yalnızca çatışmaların sona ermesiyle değil, demokratik hukuk düzeninin inşa edilmesiyle mümkün olacağını savunan DEM Parti, Meclis raporunun ardında aylar geçmesine karşın çerçeve yasanın hazırlanmadığını ve gerekli hukuki düzenlemeler hayata geçirilmediğini belirtti ve "Demokratik çözüm iradesi somut hukuki adımlarla güçlendirilmelidir." çağrısında bulundu.

DEM Parti açıklamasında şu ifadelere yer verildi: "Hazırlanacak çerçeve yasa, dar kapsamlı ve sınırlı düzenlemelerden ibaret olmamalıdır. Demokratik toplumun kök hücresini oluşturacak bu yasa; silahsızlanma sürecini, güvenli ve onurlu geri dönüşleri, demokratik siyasal katılımı ve temel hak ve özgürlüklerin güvencelerini aynı bütünlük içinde ele alan, kategorik ayrımlar yaratmayan, kapsayıcı ve bütünlüklü bir yasa niteliği taşımalıdır. Böyle bir düzenleme, yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmekle kalmayacak; eşit yurttaşlık temelinde ortak yaşamı güçlendirerek geleceğin demokratik Türkiye’sine de kapı açacaktır."

DEM Parti, Abdullah Öcalan’ın baş müzakereci olarak etkin bir biçimde çalışabileceği ve iletişim kurabileceği koşulların bir an önce sağlanmasını da istedi ve Öcalan'a yaklaşık 50 gündür tecrit uygulandığını ve yasa taslağının muhataplarıyla paylaşılmadığını belirtti.