Türkiye’de yaşayan İslam düşüncesi araştırmacısı Yamamoto Naoki, hat ve kanji sanatlarını birleştirdiği eserleriyle dikkat çekiyor.
Yamamato Naoki, öne çıkan bir çalışmasında 奉 (hō ya da tatematsuru) kanjisini hat sanatıyla yazdı. Bu kanji saat yönünde döndürüldüğünde Arapça سُبْحانَ الله (subhanallah) ifadesi ortaya çıkıyor. Japoncada tatematsuru (yüceltmek, yüksek saygı göstermek), onurlandırılan ya da büyük saygı duyulan bir kişiden söz edilirken kullanılan mütevazı bir ifade. Döndürülmüş Arapça ifade ise “Allah’ı tenzih ederim / Allah yücedir” anlamına geliyor. Yani bu ifade tatematsuru ile benzer bir anlam taşıyor.

Japonya’nın Nippon gazetesinin sayfalarına taşıdığı eserler arasında 寿 (kotobuki, “iyi dilekler”) kanjisi 90 derece döndürüldüğünde أَسْتَغفِرُ اللهَ (estağfirullah) ifadesine dönüşüyor. Naoki, bu çalışmasında estağfirullah ifadesinin Türkçede yaygın olarak kullanılan anlamını ele almış. Yani, bir kişiyi tebrik etmek için kotobuki denildiğinde, ‘Böyle bir iltifata layık değilim' analındaki 'estağfirullah' karşılığı da aynı hat çalışmasında okunabiliyor.
Etkinliklerde, seminerlerde ve sosyal medya hesaplarında Japon ve Arap hat sanatını özgün biçimde birleştiren çalışmalarını sıkça sergileyen Yamamoto’nun eserleri büyük ilgi görüyor.
Yamamoto’ya göre İslam dünyasındaki pek çok insan yalnızca kendi çevresinin kültürünü biliyor. Örneğin Türkler Orta Doğu’nun İslam kültürünü pek tanımazken, Orta Doğu’da yaşayanlar da Türkiye’yi yeterince tanımıyor olabilir. Hatta Müslümanlar bile İslam kültürünün kendi içindeki çeşitliliğinin farkında değil. Üstelik Türkiye ve Orta Doğu’da yaşayanların çoğu, Doğu Asya’daki zengin İslam kültüründen habersiz.
Yamamoto, aynı durumun Japonya için de geçerli olduğunu söylüyor: “Birçok Japon dinle pek ilgilenmiyor; İslam’la ise daha da az ilgileniyor. Kimileri İslam’ı ‘çöl dini’ olarak hayal ediyor ya da terörle ilişkilendiriyor. Oysa Müslümanlar sadece Orta Doğu’da yaşamıyor. Afrika’da, Türkiye’de, Güney Asya’da, Malezya’da, Endonezya’da ve hatta Çin’de bile Müslümanlar var.”


Öğrenme Aracı Olarak Anime
Dōshisha Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenci olduğu dönemde araştırmalar yapan Yamamoto, özellikle İslam’a ilgi duymuş. Mısır’dan başlayarak birçok Arap ülkesini ziyaret eden Yamamato, yabancı öğrenci olarak eğitim gördüğüm ilk ülke olan Türkiye’de ise çok etkilendiği bir deneyimi şöyle anlatıyor:
"Bir gün, İslam klasiklerine dair bir dersin ardından hoca sınıftan çıktı. Öğrenciler bilgisayarı projektöre bağlayıp Naruto animesini açtılar. Japon popüler kültürünün gençler arasında ne kadar yaygın olduğunu o an fark ettim ve gerçekten şaşırdım.”
Türkiye ve Orta Doğu’da Japon manga ve anime kültürüne hayran çok sayıda genç olduğunu vurgulayan Yamamoto, buna karşın Japonların İslam’ı uzak ve zor anlaşılır gördüğünü ve diyalog kurma fırsatı bulamadığını söylüyor.
Yamamato, "Anime, manga ve Japon geleneksel el sanatları güçlü iletişim araçları olabilir. Doğru kullanıldıklarında Japon kültürünün çekiciliğini yeniden teyit eder ve daha da genişletirler. Bu süreçte Japonların Arap dünyasına ve İslam medeniyetinin derinliğine uyanmasını umuyorum." diyor.
Yamamoto, Japonya’nın geleneksel kenevir yaprağı motifini Arapça futuwwa (fütüvvet) kelimesiyle birleştirdiği bir tenugui bezinde; "gençlik" ve “yiğitlik” anlamları taşıyan futuwwa ağacının yapraklarını da kullanıyor.





