İsrail hükümeti, 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı tabiiyetindeki Ermenilerin göç ettirilmesi uygulamasının 'soykırım' olarak tanınmasına yönelik öneriyi oybirliğiyle kabul etti.

Öneriyi getiren Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Bakanlar Kurulu toplantısında "Doğru olanı yapmak için hiçbir zaman geç değildir." dedi ve Başbakan Binyamin Netanyahu ile bakanlara teşekkür etti.

Kararda, İsrail'in "ahlaki ve tarihsel sorumluluğu gereği, Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında Ermeni halkına karşı işlenen soykırımı" tanıdığı belirtildi. Ayrıca, bu olaylara ilişkin tarihsel gerçeğin inkâr edilmesi, küçümsenmesi veya çarpıtılmasının da kınanması çağrısı yapılıyor.

Hükümetin kabul ettiği kararın İsrail Parlamentosu'na da sunulması bekleniyor.

Kendi suçlarını örtbas etmeyi hedefliyor

Dışişleri Bakanlığı, tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına yönelik sistematik zulüm uygulayan ve Uluslararası Adalet Divanı'nda Gazzelilere karşı soykırım işlemek suçundan yargılanmakta olan İsrail hükümetinin bu kararla kendi suçlarını örtbas etmeyi hedeflediğini vurguladı.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

Erdoğan, Edi Rama'yı kabul etti
Erdoğan, Edi Rama'yı kabul etti
İçeriği Görüntüle

"Hukuki ve tarihi gerçekleri yok addeden bu kötü niyetli girişim, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde Filistinlilere karşı işlenen suçlarla bağlantılı olarak yürütülen soruşturma kapsamında haklarında tutuklama emri bulunan Netanyahu ve suç ortaklarının içinde bulunduğu sıkışmışlığı gözler önüne sermektedir.

Türkiye, İsrail'in bölgedeki genişlemeci ve istikrarsızlaştırıcı politikalarının son bulması ve Netanyahu hükümetinin Filistin halkı başta olmak üzere sivillere karşı işlediği suçlardan dolayı hukuk önünde hesap vermesi için kararlılıkla çalışmaya devam edecektir."

İletişim Başkanı Burhanettin Duran ise "Bebek, kadın, yaşlı demeden on binlerce masum sivili gözlerini kırpmadan katlederek 21. yüzyılın en vahşi katliamına imza atan İsrail yönetiminin, tarihî olayları siyasi bir silah olarak kullanmaya cüret etmesi tek kelimeyle ikiyüzlülüktür." dedi.

İsrail’in 1915 olaylarını sözde 'soykırım' olarak tanımasının, ellerine bulaşan Filistinli masumların kanını, Orta Doğu'da yürüttükleri devlet terörünü ve fütursuzca işledikleri insanlık suçlarını örtbas etme çabasının beyhude bir dışa vurumu olduğunu vurgulayan Duran, şunları kaydetti:

"Ahlaki ve tarihî yükümlülüklerden bahsedenlerin, bugün hastaneleri, okulları, ibadethaneleri ve mülteci kamplarını aralıksız bombalayan, uluslararası hukuku ayaklar altına alan bir yapı olması insanlık tarihinin gördüğü en büyük ironidir. Uluslararası Adalet Divanı’nda soykırım suçuyla yargılananların Türkiye'ye tarih dersi vermeye veya vicdan bekçiliğine soyunmaya zerre kadar hakkı yoktur."

Ömer Çelik: Netanyahu ve ekibi soykırımcı bir şebekedir

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ise, "Tarihte kendi zulmünü siyasi yalanlarla örtmeye çalışan siyasi şebekeler çokça görülmüştür. Netanyahu ve ekibi soykırımcı bir şebekedir. Gazze’deki soykırım suçlarını Batı Şeria’ya da yaymak için suç işlemeye devam etmektedir. Netanyahu hükümetinin 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği sözde karar, Filistinlilere yönelik zulümlerini perdeleme çabasıdır. Soykırım şebekesinin sözde bu kararı, hukuki ve tarihi gerçeklikten uzaktır. Tarih ve insanlık vicdanı önünde bu soykırım şebekesinin söylediği hiçbir sözün hükmü yoktur." dedi.