TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Türkiye’nin güvenlik mimarisinin temelinin asla ve asla “içe kapanmacı bir anlayışla” olmayacağının altını çizdi.
Türk Demokrasi Vakfı tarafından düzenlenen "Küresel ve Bölgesel Değişimlerin Işığında Türkiye'de Milli Güvenlik Mimarisinin Yeniden Düşünülmesi" programında konuşan Numan Kurtulmuş “İçe kapanan her tez, ne kadar haklı olursa olsun mutlaka kaybeder. Türkiye'nin bu dünyada, bu bölgede bu yeni gelişmeler çerçevesinde içe kapanmacı değil, mutlaka küresel adalet perspektifiyle dünyadaki bütün sorunların çözülmesinden kendini sorumlu tutan bir perspektifle adım atması kaçınılmazdır." dedi.
Binlerce yıllık bir devlet geleneğinin en temel fikriyatından birinin nizam-ı alem meselesi olduğunu dile getiren Kurtulmuş, "Bizim milletimiz kurulduğu günden itibaren, devlet olarak ortaya çıktığı andan itibaren sadece kendisinin iyiliğini, güzelliğini, hayrını isteyen bir millet değil bütün dünya için, bütün insanlar için adaleti, hakkaniyeti, vicdanı isteyen yani alemde nizamın olmasını isteyen bir millettir." ifadelerini kullandı.
Türkiye, doğru bir istikamette yürüyor
Önümüzdeki dönemde Türkiye'nin çok büyük krizlerle, çok büyük türbülanslarla dolu bu bölgede ve dünyada bugünden çok daha güçlü bir aktör olacağından hiç şüphe duymadığını söyleyen TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Türkiye, doğru bir istikamette yürüyor. Eksikliklerimizi, hatalarımızı en kısa zamanda tamamlayacağız. Tabii ki bunun en başında gelen de Türkiye'deki ‘iç cephenin tahkimi’ dediğimiz içerideki farklılıklarımızı bir araya getirerek bunları zenginlik olarak ortaya koyabilme becerisini tekrar canlandırmamızdır.” diye devam etti.
Geçmişteki bütün tecrübelerden en iyi şekilde istifade ederek ama asla geçmişin karanlıklarının içinde zihinleri karartmadan yola devam edeceklerini söyleyen Kurtulmuş, “Özellikle genç nesle bırakacağımız en önemli hususiyet; ümitli olmaktır, geleceğe ait ortak bir hedefe, ortak bir yönelişe sahip olmalarını temin etmektir. Bugün yeryüzünde bir kaygı kuşağı genişliyor. Hem kendisiyle ilgili hem kendisinin ve dünyanın geleceğiyle ilgili kaygıları çok fazla olan genç kuşaklar var. Türkiye'nin gençlerine düşen en önemli şey; bir kaygı kuşağı değil, bir adalet kuşağı oluşturabilmeyi başarmaktır. Bunlara tecrübelerimizle, öğütlerimizle ve Türkiye'nin birikimleriyle inşallah hep birlikte destek olacağız ve Türkiye Cumhuriyeti'nin ikinci asrı sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye'nin yüzyılı olacaktır.” diye konuştu.





