Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Numan Kurtulmuş, “Türkiye’nin 150 yıllık anayasacılık birikimini, özgürlükçü bir metin üzerinde uzlaşarak taçlandırabiliriz. Yeni, çağdaş, demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasa ihtiyacı hepimiz için, milletimiz için ertelenemez bir sorumluluktur. Cumhuriyetimizin temel nitelikleri ve Anayasa’nın ilk dört maddesi etrafında gereksiz tartışmalar üretmeden, ortaklaşabileceğimiz alanlarda çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız.” dedi.

TBMM Genel Kurulu, 28. Dönem 5. Yasama Yılı'nın başlaması dolayısıyla TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında toplandı.

Geçen çalışma döneminde milletin geleceği adına mühim bir eşiği hep birlikte aştıklarını dile getiren Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları sırasında her görüşten farklı kanaati fevkalade demokratik bir olgunluk içinde bir araya getirdik. Komisyon raporunun ittifaka yakın bir mutabakatla kabulü, önümüzde tarihi bir kapıyı araladı. Ardından 10 Ağustos tarihinde Meclis’te Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun’un 467 gibi rekor bir oyla kabul edilmesiyle de o kapı sonuna kadar açıldı, hayırlı uğurlu olsun. Bu kapı hiç şüphesiz birliğin, beraberliğin, kardeşliğin, esenliğin ve barışın kapısıdır. Bu yoldaki engelleri tek tek aşarak yolumuza devam edeceğiz."

Türkiye'nin parlamento tarihinde ender görülen büyük bir mutabakatı sağlayan siyasi partilere ve milletvekillerine teşekkür eden Kurtulmuş, "Kendi seçmenlerine bu yasayı anlatmak için çaba gösterdiler ve siyasi sorumluluk üstlendiler. Yasama organının önemini küçümseyen kanaatlere, çıkardığımız kanunla cevap verdiler.” dedi.

Kabul edilen düzenlemenin dikkatle uygulanması aşamasına geçildiğini belirten Kurtulmuş, silahlı örgütün feshi ve silahların bırakılmasının yetkili kurumların teyidine tabi olduğunu ifade etti.

Kanunda öngörülen şartların tamamlanmasının, izlenecek yolun hukuki sigortası olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, devletin ilgili birimlerinin kendi görevlerini yerine getirirken TBMM’nin de millet adına sürecin takibini devam ettireceğini belirtti.

TBMM’de kurulacak izleme komisyonunda siyasi partilerin temsiliyle müşterek sorumluluğu hep beraber devam ettireceklerini ifade eden Kurtulmuş, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Geldiğimiz safhada Meclis’imize üç sorumluluk düşmektedir. İlki, kanunun tatbikini kuracağımız izleme komisyonu marifetiyle takip etmektir. İkincisi, terör örgütünün feshi ve silahsızlanmasına ilişkin güvenlik kurumlarının yapacağı tespitlerini, yürütmenin dosya bazındaki kararlarını hukuk ölçüsü içerisinde izlemektir. Üçüncüsü ise, ihtiyaç duyulacak yasal düzenlemeler olduğu takdirde bu konuları mutabakatla ele almak için gayret etmektir. Terörsüz Türkiye’ye ulaşmak için atılan bu kanuni adımlar, hiç şüphesiz ki terörsüz bölge hedefinin de ana taşlarını oluşturacaktır."

Kurtulmuş, “Önümüzdeki merhale, sözümüzle davranışlarımızın birbirini tamamlaması gereken bir süreçtir.” ifadesini kullanarak, bundan sonra herkesin ayrılıkçı söylemlerden, ayrımcı üsluplardan titizlikle uzak durması gerektiğini söyledi.

Geçmişin acılarını yeni husumetlere taşıyan bir dil yerine, evlatların birlikte yaşayacağı yarınları düşünerek konuşmanın ve hareket etmenin önemini vurgulayan Kurtulmuş, “Süreci akamete uğratmak isteyenlerin tahriklerine karşı sağduyumuzu koruyacağız. Milletimizin ümidini hedef alan aceleci hükümlerden ısrarla ve dikkatle kaçınacağız. Silahın bütünüyle devreden çıktığı ve siyasetin meseleleri serbestçe konuşabildiği zemine emin adımlarla ilerleyeceğiz.” dedi.

Yeni Anayasa, İçtüzük, Siyasi Partiler Kanunu, seçim mevzuatı

Konuşmasında, yeni Anayasa'nın gerekliliğine de vurgu yapan Numan Kurtulmuş, "Darbe döneminin izleri artık tamamen geride kalmalıdır. Darbe döneminin izlerini taşıyan anayasal çerçeveyi, milletin katılımıyla yenilemek mecburiyetindeyiz. Türkiye’nin 150 yıllık anayasacılık birikimini, özgürlükçü bir metin üzerinde uzlaşarak taçlandırabiliriz. Yeni, çağdaş, demokratik, sivil ve katılımcı bir anayasa ihtiyacı hepimiz için milletimiz için ertelenemez bir sorumluluktur. Cumhuriyetimizin temel nitelikleri ve Anayasa’nın ilk dört maddesi etrafında gereksiz tartışmalar üretmeden, ortaklaşabileceğimiz alanlarda çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız.” dedi.

Meclis İçtüzük çalışmalarının TBMM’nin etkinliğini artıracak bir anlayışla tamamlanması çağrısında bulunan Kurtulmuş, “Milletvekillerimizin bilgi ve tecrübesi mutlaka kanun yapımına daha fazla yansıtılmalıdır. Parlamenterlerin söz hakkını koruyan, tekliflerini yeterince tartışmaya açan bir içtüzük yapılmalıdır. Yoğun mesaiyi nitelikli bir neticeye dönüştürecek usuller üzerinde şüphesiz sorumluluğumuzdur.” diye konuştu.

Siyasi Partiler Kanunu ile seçim mevzuatının yenilenmesinin de aynı anlayışla ele alınması gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, “Parti içi katılımı artıracak ve seçmenle temsilci arasındaki bağı kuvvetlendirecek daha demokratik teklifler müzakere edilmelidir. Çoğulculuğu geliştirecek düzenlemelerde geniş bir konsensüsün sağlanabileceğine inanıyorum.” dedi.

Erdoğan, büyükelçilerin güven mektuplarını kabul etti
Erdoğan, büyükelçilerin güven mektuplarını kabul etti
İçeriği Görüntüle

“Siyasete duyulan güveni artırmanın, siyasetçinin hesap verme sorumluluğunu kuvvetlendirmeyi gerektirir.” diyen Kurtulmuş, milletin emanetine riayet konusunda gösterilecek açıklığın, demokratik sistemin itibarını yükselteceğini vurguladı.

Fon krizi

Demokrasinin derinleşmesiyle aş ve ekmek arasındaki bağı daha açık konuşmak gerektiğini söyleyen Kurtulmuş, şeffaflığın arttığı ve kuralların eşit uygulandığı yerde dürüst çalışanların değer kazanacağını, çetelere, kamu kaynaklarına el uzatan yapılara ve haksız kazanç düzeneklerine karşı mücadelenin kuvvetleneceğini söyledi. Kurtulmuş, bu sayede kurumların hesap verebilirliğinin ekonomide güveni de artıracağını belirtti.

Piyasanın demokratikleşmesinin ise adil bölüşüm ve fırsatlara eşit erişim üzerinden ele alınması gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şunları kaydetti:

“Tasarruflarını değerlendirmek isteyen vatandaşların yaşadığı kaygıları son günlerde dikkatle takip ediyoruz. Usulsüzlük ve haksız kazanç iddiaları tüm yönleriyle sonuna kadar araştırılmalı, kime kadar gidiyorsa mutlaka hesap sorulmalıdır. Yargının bağımsız incelemesi sürerken ilgili kurumlar ekonomik güveni koruyacak tedbirleri titizlikle uygulamalıdır. Sorumluluğu belirlenenlerin hukuk önünde hesap vermesi, yatırımcının korunması ve yatırımların sürmesi açısından gereklidir. Parlamento olarak denetim kudretimiz, yasa dışı işlemlerin üzerine gidilmesine hizmet edecektir. Milletin malına, emeğine ve geleceğine sahip çıkmak, denetim vazifesinin bir gereğidir.”