İşgalci İsrail, ABD - İsrail ile İran arasındaki savaş gerekçesiyle işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Mescid-i Aksa'yı 32 gündür kapalı tutuyor.

Kudüs Valiliği'nin yazılı açıklamasında, İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla bağlantılı olarak Mescid-i Aksa’yı güvenlik bahanesiyle ibadete kapalı tutmayı sürdürdüğü bildirildi.

Filistin haber ajansı WAFA'nın haberine göre, İsrail, savaşı bahane ederek Mescid-i Aksa'yı 28 Şubat'tan bu yana kapalı tutuyor. Ramazan Bayramı'nda 1967'deki işgalden bu yana ilk kez, Aksa'da bayram namazı kılınmasına izin verilmemişti.

Türkiye, Mısır, Ürdün, Endonezya, Pakistan, Katar, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin dışişleri bakanları, İsrail'in Kudüs'te Müslüman ve Hıristiyanların ibadet özgürlüğüne yönelik kısıtlamalarını yaptıkları ortak yazılı açıklamayla en güçlü biçimde kınamıştı.

İşgalci Yahudilerin Mescid-i Aksa’ya baskın çağrıları

Fanatik Yahudi grupların "Hamursuz Bayramı" süresince Mescid-i Aksa’ya baskın düzenlenmesi ve burada kurban kesilmesi çağrıları yaptığı ve bu kapsamda bayram boyunca Mescid-i Aksa'nın kendilerine açılması yönünde taleplerde bulunduğu ifade ediliyor.

Arpaguş, Kuzey Makedonya'da temaslarda bulundu
Arpaguş, Kuzey Makedonya'da temaslarda bulundu
İçeriği Görüntüle

Fanatik Yahudiler, 1-8 Nisan'da kutlanacak Hamursuz Bayramı boyunca "Tapınak Dağı" olarak adlandırdıkları Aksa'da kurban kesilmesine yönelik propagandalarını yapay zeka ile üretilen görüntüleri de kullanarak yoğunlaştırmıştı.

Hıristiyanların Kıyamet Kilisesi de kapalı

İşgalci İsrail'in baskısı Hıristiyan kutsal mekânları da kapsıyor. Kutsal Kabir Kilisesi (Kıyamet Kilisesi) de ibadet edenlere ve ziyaretçilere kapalı tutuluyor. Bu tablo, kutsal şehirde dini alanın yeniden düzenlenmesine yönelik kapsamlı bir politikanın göstergesi olarak değerlendiriliyor.

İşgal polisi, İslami Vakıflar Dairesi’ne Mescid-i Aksa’nın kapatılmasının Nisan ortasına kadar uzatıldığını bildirdi. Kudüslü kurumlar, aralarında Kudüs Uluslararası Vakfı’nın da bulunduğu yapılar, bu adımı Mescid-i Aksa üzerinde İsrail egemenliğinin kademeli olarak dayatılmasının bir parçası ve doğrudan güvenlik yönetimine geçirilmesi yönünde bir süreç olarak görüyor.