Dünya Müslüman Alimler Birliği, Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan arasında imzalanan “Mekke Ortak Savunma Anlaşması”na destek açıklaması yaptı. Birlik, bu anlaşmayı ümmeti oluşturan ülkeler arasındaki iş birliği ve koordinasyonu güçlendirme ve ortak zorluklarla mücadele kapasitesini artırma yolunda önemli bir adım olarak nitelendirdi.

Açıklamada, “Mekke Anlaşması”nın yakınlaşmadan kurumsal iş birliğine ve pratik bütünleşmeye geçiş yolunda bir adım olması ve kapsamının savunma ve güvenlik iş birliğinin yanı sıra siyasi, ekonomik, sosyal, bilimsel ve kalkınma alanlarını da içine alacak şekilde genişlemesi umudu dile getiridli.

Müslüman Alimler Birliği'nin açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"Suudi Arabistan Krallığı; dinî, tarihî, siyasi, ekonomik ve mali açıdan önemli bir ağırlığa sahip olup, dünyanın doğusundan batısına Müslümanların kalplerinin yöneldiği Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî’yi, yani Haremeyn-i Şerifeyn’i barındırmaktadır. Türkiye ise siyasi, askerî, sanayi, ekonomik ve mali alanlarda önemli bir ağırlığa sahip olmasının yanı sıra tarihî ve medeniyet birikimiyle de öne çıkmaktadır. Pakistan ise nükleer kapasitesi de dahil olmak üzere, belirgin bir siyasi, askerî ve stratejik ağırlığı temsil etmektedir.

Anlaşmanın sembolik ve manevi anlamı

Dolayısıyla bu unsurların bir araya gelmesi, Allah’ın izniyle ümmetin ortak bir irade etrafında birleşmesi ve ülkeleri arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi için etkili bir çekirdek oluşturabilir."

Anlaşmanın Mekke-i Mükerreme’de ve cuma günü, kutsal beldenin sınırları içerisinde imzalanmış olması nedeniyle özel bir sembolik ve manevi anlam kazandığı belirtilen açıklamada, "Ayrıca üç ülkenin liderlerinin cuma namazını Mescid-i Haram’da kılmak üzere bir araya geldikleri bir günde imzalanmış olması, ümmeti birleştiren anlamları hatırlatmakta ve bu adıma siyasi, güvenlik ve ekonomik boyutlarını aşan sembolik bir boyut kazandırmaktadır." denildi.

Yeniden Refah: Mekke Anlaşması revize edilmeli
Yeniden Refah: Mekke Anlaşması revize edilmeli
İçeriği Görüntüle

Birlik, bu adımın üç ülkenin sınırlarıyla sınırlı kalmamasını, aksine İslam dünyasının daha geniş bir sürecinin başlangıcı olmasını ve İslam birliğine ve ümmetin büyük meselelerine [başta Filistin meselesi ve Mescid-i Aksa olmak üzere] inanan diğer İslam ülkelerinin de bu sürece katılmasını arzu ettiğini vurguladı.