Ramazan ayında vücudumuzun alıştığı oruç ibadetine yıl içinde de devam etmek, bizi Allah'a yakınlaştırırken sağlığımız üzerinde de birçok olumlu etki bırakıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Ramazan gazetesinde Doç. Dr. Şeyma Denli Yalvaş, bu faydalara dikkat çekiyor:
"Oruç tutanlar çok iyi bilirler ki ramazan ayının sonuna doğru vücut uzun süre açlıklara dayanmaya alışmış ve herkesin bedeninde bir hafiflik oluşmaya başlamıştır. Bu hafiflikte açlık hâli ile kurulan bir barış antlaşması vardır sanki. Peki, bunun bilimsel bir karşılığı var mıdır? Orucun sağlığımıza ne gibi faydaları olduğunu göstermek amaçlı çeşitli çalışmalar yapılmış ve birçok yararının olduğu belirlenmiştir. Gelin, bu sayısız faydalardan birkaçını açıklamaya çalışalım:
1) Kalp ve damar sağlığı üzerine faydası:
Ramazan ayından sonra iyi huylu kolesterol olarak bildiğimiz HDL değerlerinin ramazan öncesine göre artarken kötü huylu kolesterol olarak bildiğimiz LDL değerlerinin ise azaldığı görülmüştür. Bu bulgular bizi, oruç tutan bireylerde uzun vadede damar sertliğinin daha az olacağı sonucuna ulaştırmaktadır. O zaman şöyle söyleyebiliriz: Oruç hem bir ibadettir, hem de damar sağlığı üzerinde koruyuculuğu olan bir tedavi şeklidir.
2) Sindirim sistemi üzerine faydası:
Oruç, sindirim sistemimize dinlenme fırsatı sunmaktadır. Bu dinlenme neticesinde bağırsak mikrobiyotasının çeşitliliği artar. Hepimizin bildiği gibi sağlıklı bir mikrobiyota bedenin de sağlıklı olması anlamına gelir. Peki, nedir bu mikrobiyota? Sindirim sistemimizde bulunan bakteri, virüs, mantar gibi tüm mikroorganizmalar topluluğuna mikrobiyota denir. Mikrobiyotanın bilinen en önemli faydaları da besinlerin sindirilmesi, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi ve bazı vitaminlerin sentezlenmesidir. Sağlıksız beslenmek, yoğun stres ya da uzun süreli antibiyotik kullanımı gibi durumlara maruz kalınması neticesinde mikrobiyotanın florası değişir, çeşitliliği azalır. Uzun süreli açlık ise mikrobiyota çeşitliliğini artırarak daha sağlıklı bir bağırsak florası elde edilmesini sağlar. O zaman şöyle söyleyebiliriz: Oruç hem bir ibadettir, hem de mikrobiyotanın çeşitliliğini artırıcı bir tedavi şeklidir.
3) Otofaji sayesinde hücresel yenilenme faydası:
Otofaji, hücrelerin yaşlanmış organelleri, hasarlı bileşenleri ve toksinleri parçalayarak geri dönüştürdüğü bir hücresel temizlik ve yenilenme mekanizmasıdır. Hücrelerin kalite kontrolü olarak da tanımlayabiliriz. Genellikle de 16-24 saatlik açlık, otofaji mekanizmasını tetikler. Diyet listelerindeki “az az, sık sık beslenme” ilkesi yerini, “uzun süre açlık, aç kalarak zayıflama” gibi tabirlere bırakmıştır. Oruç tutarak yani vücudu besinlerden mahrum bırakarak otofajiyi harekete geçirmekteyiz. Açlık şifadır. Mideyi tıka basa yiyecekle doldurmak hem gereksiz hem de bedene ve zihne bir külfettir. Peygamber Efendimizin (sas.) de dediği gibi; “İnsanoğlu, mideden daha kötü bir kap doldurmamıştır. Hâlbuki birkaç lokma insanın belini doğrultmasına yeter. Eğer mutlaka dolduracaksa (midesinin) üçte birini yemeğe, üçte birini içeceğe ayırsın ve diğer üçte birini de nefes alıp vermek için boş bıraksın.” (Tirmizi, Zühd, 47)
Otofaji ile cilt yenilenmesi ve anti-aging (yaşlanma karşıtı) etki de gözlemlenmektedir. Cildimizde bulunan yaşlanmış hücre bileşenlerinin parçalanması cildimizin daha genç ve canlı görünmesini sağlar. Dolayısıyla oruç tutarak hem kalbin hem cildin nurlanması mümkündür. O zaman şöyle söyleyebiliriz: Oruç hem bir ibadettir, hem de hücresel yenilenme üzerine olan bir tedavi şeklidir.
4) Zihinsel ve ruhsal faydası:
Kaygı, korku gibi olumsuz duygularımızla başa çıkmak için genelde duygularımızı bastırmaya çalışıyoruz. Peki, nasıl? Duygusal yemeye yöneliyoruz. İşe yarıyor mu? Çok kısa süreli evet ama uzun vadede daha kaygılı, stresli ve daha depresif hissediyoruz. Oruç neticesinde duyulan ruhsal dinginlik ve manevi huzurun depresyonu tedavi ettiğini gösteren çalışmalar mevcuttur. O zaman şöyle söyleyebiliriz: Oruç hem bir ibadettir hem de ruh sağlığımızı koruyucu olan bir tedavi şeklidir.
5) Güçlü irade geliştirme üzerine faydası:
Orucun sağlığımıza tek faydası bedensel değildir. Ramazan boyunca açlık ile mücadele etmemiz, yemek yeme isteğini ertelememiz irade kasımızı güçlendirmektedir. Bu nedenle erken yaşta çocuklarımızı oruç tutmaya alıştırmalıyız.
Beş sene önce Suriyeli bir anne ile tanışmıştım. Bizim çocuklarımız 5 yaşında oruç tutmaya başlar, demişti. O zaman benim kızım 9, oğlum 7 yaşındaydı. Ben de çocuklarıma o sene oruç tutturmaya başlamıştım. Ramazan ayının tamamını tutamasalar da en az üçte birini rahatlıkla tuttuklarını, daha doğrusu tutabildiklerini gözlemlemiştim. Özellikle çocukların bu irade kası ne kadar erken çalıştırılırsa o kadar kendilerine hâkim olabileceklerini, iradelerinin ve karar alıp verebilme mekanizmalarının gelişebileceğini söyleyebiliriz.
1970’li yıllarda uygulanan “Marshmallow Testi” diğer adıyla “Zevki Erteleme Becerisi Testi”ni duymuşsunuzdur. Bir odada bulunan ve yaşları 4 ila 6 arasında değişen bir grup çocuğun önüne şekerleme konulur ve onlara, bu şekerlemelerin tadına bakmadan 15 dakika bekleyebilirlerse daha fazla şekerlemeye sahip olacakları söylenir. Bu test ile çocukların kendini kontrol edebilme, zevki erteleyebilme ve belirli bir süre bekleyebilme becerisi gözlemlenir. Yani çocuğun hem güdülerini kontrol etmesi hem de beklerse daha iyisini kazanmanın mantıklı olduğunu düşünüp karar verebilme becerisini göstermesi beklenir. İşin içinde hem duygu hem de mantık var. Oruç tutmak ya da daha doğru bir ifade ile tutabilmek de çocuklar için bu iki beceriyi geliştiriyor. Bu çalışmaya katılan çocukları uzun dönem akademik başarıları açısından da takip etmişler Sonuçlar oldukça çarpıcı. Testi geçen yani zevki erteleyen çocukların akademik başarılarının testi geçemeyen çocuklardan daha iyi oldukları bulunmuş. O zaman şöyle söyleyebiliriz: Oruç hem bir ibadettir hem de evlatlarımızın uzun vadede akademik hayatını düzenleme ve iyileştirme üzerine olan bir tedavi şeklidir.
Orucun birçok faydasını yazdık, anlattık. Bu faydalar bize gösteriyor ki oruç hem bir ibadet şekli olarak Yaratıcıya yaklaşmamızı sağlıyor hem de bazı hastalıklar için Allah’ın izni ile şifa bulmamıza vesile oluyor.
Son sözümüzü yine Allah Resulü’nün şu meşhur hadis-i şerifiyle bitirelim: “Oruç tutunuz ki sıhhat bulasınız.”





