Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Biz ve bizim neslimiz 'Onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir?', Necip Fazıl'dan bunu öğrendik." dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12. Necip Fazıl Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, Necip Fazıl Kısakürek'le tanışma sürecine değindi. Erdoğan, şunları söyledi:
“Necip Fazıl, şahsımın yarım asrı bulan siyasi mücadelesinde daima özel bir yere sahip olmuştur. Biz ve bizim neslimiz 'Onurlu ve namuslu bir fikir mücadelesi nasıl verilir?', Necip Fazıl'dan bunu öğrendik. Baskılar karşısında pes etmemeyi, zulme rıza göstermemeyi, haksızlık karşısında susmamayı biz ondan öğrendik. Şair Mehmet Emin Yurdakul, 'Şairleri haykırmayan bir millet, sevenleri toprak olmuş öksüz çocuk gibidir' diyor. Merhum Necip Fazıl da milleti, inandığı değerleri ve davası için tahkikate uğramak pahasına hakkı haykırmaktan hiçbir zaman çekinmedi. Takibatlar, duruşmalar, davalar, dosyalar, iftira ve haksızlıklar Necip Fazıl'ın ve ona gönül verenlerin hakikat yürüyüşünü engelleyemedi. Ne diyor? 'Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir' diyen Üstat, ömrü boyunca küfürle, kirle, kötüyle, zalimle ve zulümle mücadele etti."
Necip Fazıl ödülleriyle ilgili konuşan Erdoğan, "Küreselleşmeyle birlikte kültürel bir yozlaşma, kültürel bir çölleşme de tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital teknokültürün pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde, gençlerimiz için pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödüllerimizi bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum." dedi.
Al gülüm ver gülümcü anlayış
Bu ödüllerin, Türkiye'nin kültür sanat havzasını çoraklaştıran 'al gülüm ver gülümcü' anlayışın önemli ölçüde kırılmasına katkı sunduğunu söyleyen Erdoğan, “İşte bugün burada olduğu gibi ödül sahiplerimizin birbirinden kıymetli eserleri, eşsiz güzelliklerle dolu olan medeniyet bahçemizi yeni ürünlerle, yeni çiçeklerle süslüyor. Üstelik bu eserler, yeni nesillerin ve genç kalemlerin sıhhatli bir kültür sanat ikliminde yetişmesine de vesile oluyor." diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bunu özellikle şunun için söylüyorum, insana dair hasletlerin hızla tükendiği ve tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. Küreselleşmeyle birlikte kültürel bir yozlaşma, kültürel bir çölleşme de tüm dünyayı etkisi altına alıyor. Dijital teknokültürün pek çok alanda olduğu gibi edebiyatta da yön ve anlam krizine yol açtığı bir dönemde gençlerimiz için pusula işlevi gören Necip Fazıl Ödülleri'mizi bu bakımdan son derece kıymetli buluyorum.”
'Ben varım' diye kükreyecek bir gençlik
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kısakürek'in bilhassa 1970'lerin sokaklara kadar sirayet eden karanlık ve kaotik atmosferinde kendine bir çıkış yolu arayan gençliğe istikamet çizdiğini, özgüven aşıladığını, tarih ve benlik şuuru kazandırmış bir kişi olduğunu belirterek, "Pazarlıksız bir imanın, tefekkür ve dava bilincinin sancaktarı olan Büyük Doğu idealini genç gönüllere gergef misali işlemiştir. Merhum Necip Fazıl'ın çilesini çektiği, fikir ve aksiyon tohumlarını ektiği gençlik, hamdolsun bugün meyveye durmuştur. Türkiye Yüzyılı ülkümüze omuz veren, ülkemizin yarınlarını inşa eden gençlik, işte bizimle buradadır. Savunma sanayiinden siyasete, spordan kültür ve sanata, hayatın her alanında çağa mührünü vuracak, 'Kim var?' diye sorulduğunda sağına soluna bakınmadan 'Ben varım' diye kükreyecek bir gençlik" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabb'im, Üstadın dava sancağını yere düşürmeyen bu gençlikten razı olsun. Onların ayağına taş değdirmesin. Bizleri de bu gençlikle yol yürümeye, bu gençliğin önündeki engelleri bertaraf etmeye inşallah memur ve mezun eylesin diyorum" ifadelerini kullandı.
Batı’nın distribütörlerinin yerini alıyorlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bugün bir kez daha gördük ki Türkiye, dış politikada, savunma sanayiinde, ekonomide olduğu gibi kültür sanatta da zincirlerini parçalıyor. Kendisine zorla giydirilen elbiseyi hamdolsun orada da yırtıp atıyor. Bu ülkede on yıllar boyunca ideolojik kabile üyeleri dışında kimseye nefes aldırmayanların, kendisini okumuş, aydınlanmış, ilerici görüp diğer herkesi cahillikle itham edenlerin devri, fikir hayatımızda da son buluyor. Batı'nın ülkemizdeki distribütörlerinin yerini artık ayakları bu topraklara basan, bu milletin değerlerinden beslenen, nitelikli eserleriyle kültür sanat hazinemizi zenginleştiren aydınlar, yazarlar, şairler, edipler alıyor. Bunu ülkemizin aydınlık geleceği adına çok önemsiyorum. Yarın her alanda daha iyi yerlerde olacağımıza yürekten inanıyorum."





