MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Bizim milliyetçiliğimiz yalnız Anadolu coğrafyasına sıkıştırılabilecek bir itibar davası olarak görülemez.” dedi.

TBMM’deki grup toplantısında 3 Mayıs’ın milliyetçiler için taşıdığına anlama değinen Bahçeli, “3 Mayıs’ta Ankara’nın sokaklarından taşan, mahkeme salonlarını yerinden oynatan, Türk milliyetçiliğinin boynuna geçirilmek istenen zillet urganını kesip atan irade, bugün Kerkük denildiğinde yüreklerde yeniden zuhur etmektedir." ifadelerini kullandı.

Erdoğan: Kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz
Erdoğan: Kardeşliği yüceltmek mecburiyetindeyiz
İçeriği Görüntüle

Bahçeli, şöyle devam etti: ”Nerede bir Türk yaşıyorsa, nerede bir Türk çocuğu doğuyorsa, nerede Türkçe konuşuluyorsa orası da bizim hafıza coğrafyamızın, gönül haritamızın ve tarih şuurumuzun parçasıdır. Türk milliyetçiliği, tarihin bize yüklediği sorumluluğa dayanarak sınırlarımızın ötesinde çiğnenmek istenen Türk varlığının, bastırılmak istenen Türkmen soydaşımızın sesinin muhafızı olmaktır. Türk milliyetçiliği, unutturulmak istenen tarihin, silinmek istenen hatıraların müdafaa hattıdır. Bu hattın yol bulduğu satıh da Misak-ı Milli coğrafyasıdır."

Türkmen varlığının kadim bir parçası

Misak-ı Milli coğrafyası denildiğinde ise yüreklerimize hasret düşmektedir. Bu hasretlerin başında ise Kerkük gelmektedir." diyen Bahçeli, şu ifadeleri kullandı.Kerkük, ecdadımızın hüzünle yoğrulmuş emaneti, onur mücadelesinin bayraktarı, Türkmen varlığının kadim bir parçasıdır. Bu itibarla Kerkük’e baktığımızda; asırlık hicranı görüyoruz. Telafer’den Tuzhurmatu’ya, Altunköprü’den Kerkük’e uzanan aidiyet ve kimlik mücadelesini görüyoruz. Kadınlarımızın feryadını, yetimlerimizin mahzunluğunu, öksüzlerimizin kimsesizliğini duyuyoruz. Türkmenlerin yıllardır süren yalnızlığını biliyoruz. Çektikleri ıstırabı kalbimizde hissediyor, feryatlarına kulak veriyoruz. Kerkük’teki yangının ateşini Ankara’dan görüyoruz. Türkmen’in ağıtını Ankara’dan duyuyoruz. Bunu da Türk olmanın, Müslüman olmanın, Selçuklu olmanın, Osmanlı olmanın, insan olmanın bir gereği olarak idrak ediyoruz.

Kerkük Türkmenlerinin uzun süredir maruz bırakıldığı zulümlere dikkati çeken Devlet Bahçeli, “Ancak bilinmelidir ki Kerkük’ün çilesi büyük olsa da Türkmen’in seciyesi daha büyüktür." diye kounuştu. Bahçeli, şunları söyledi.

Irak Türkmen Cephesi Başkanı Muhammed Seman Ağa’nın vali seçilmesi ve göreve başlaması, tarihî acılara bir nebze merhem olmuş, Türkmen iradesinin Kerkük’te yeniden görünür hâle gelişi bakımından tarihî bir dönüm noktası oluşturmuştur. Bu gelişme, Kerkük’te Türkmen varlığının ötelenemeyeceğini, görmezden gelinemeyeceğini ve silinemeyeceğini yeniden ilan etmiştir. Şehirde yükselen kardeşlik vurgusu; Türkmen’i yok saymayan, Arap’ı dışlamayan, Kürt’ü ötekileştirmeyen, Süryani’yi silmeyen, herkesin hukukunu tanıyan, fakat Türkmen varlığını da asli ve kurucu bir hakikat olarak teslim eden bir dengenin müjdesidir.

Sınır, ayrışma çizgisi yerine refah ve emniye kapısı olabilir

Devlet Bahçeli, Türkiye terör belasından kurtuldukça Kerkük’te kurulan yeni düzenin de bölgeye nefes aldıracağını vurgulayarak, “Bizim muradımız; tefrikadan, tahakkümden ve terörden arınmış bir Türkiye ile huzurun ve kardeşliğin kök saldığı bir bölge iklimidir." dedi.

Irak’ın Türkiye için sıradan bir komşu ülke olmadığını da ifade eden MHP lideri, “Irak’la dostluğumuz iyi niyet beyanlarında kalmamalı; Kerkük’ün eski günlerine yeniden dönmesini sağlayacak adımlar atılmalı ve ticaret yolları, enerji hatları, güvenlik istişareleri, yatırımlar ve somut kalkınma projeleriyle kökleşmelidir. Türkiye ile Irak birlikte hareket ettikçe; sınır, bir ayrışma çizgisi olmaktan çıkar; refah ve emniyet kapısına dönüşür." diye konuştu.