TBMM Genel Kurulunda, "Küresel Sumud Filosu’na İsrail Ordusu Tarafından Yapılan Silahlı Müdahale" hakkında “Meclis Başkanlığı Tezkeresi” tüm partilerin ittifakı ve oy birliğiyle kabul edildi.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un imzasını taşıyan tezkerede, “İsrail, uluslararası hukuku bir kez daha fütursuzca çiğneyerek, işlemekte olduğu soykırım ve savaş suçlarına bir yenisini eklemiş; sivil ve barışçıl bir teşebbüs olan Küresel Sumud Filosu’na uluslararası sularda saldırmıştır." denildi.
Filoya silahlı müdahalede bulunan İsrail Ordusu'nun hem insani yardımları engellediğini hem de 20 Türk vatandaşı dahil 175 Filistin dostu aktivisti alıkoyduğu hatırlatılan açıklamada, "Söz konusu korsanlık eylemi açık bir savaş suçudur. İnsanlığın tüm tahammül sınırlarını aşan İsrail’i uyarıyor; zorla alıkonulan aktivistleri ve vatandaşlarımızı derhal serbest bırakmaya çağırıyoruz." denildi.
Tüm siyasi partiler ve milletvekillerinin destek verdiği tezkere, hukuksuz bir şekilde alıkonulan vatandaşlara ve Gnazze halkına insani yardım ulaştırmak için yola çıkan insanlık cephesinin tüm üyelerine tam destek verildi.
Açıklamada, "Başta vatandaşlarımız olmak üzere Küresel Sumud Filosu’nun mensuplarına karşı İsrail işgal güçlerince işlenen tüm suçların uluslararası mahkemelerde hesabının sorulmasının öncüsü ve ısrarlı takipçisi olacağız." ifadelerine yer verildi.
İsrail’in Filistin halkına uyguladığı işgal, soykırım ve apartheid suçlarının son bulması, Gazze halkının kesintisiz ve kapsamlı insani yardıma erişmesi ve İsrail’in işlediği insanlık suçlarının hesabını vermesi için tüm parlamentolara, uluslararası parlamenter asamblelere ve uluslararası kuruluşlara da birlikte tutum alma ve seslerini yükseltme çağrısı yapıldı.
Grup başkanvekillerinden kınama
TBMM Genel Kurulu'nda siyasi partilerin grup başkanvekilleri de söz alarak İsrail'i kınadı.
Yeni Yol Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ, İsrail'in Küresel Sumud Filosu saldırısına değinerek, "Bütün dünya sizi seyrediyor, siz bir katilsiniz ve buraya ekmek götürmek isteyen insanlar var, ilaç götürmek isteyenler var. Bunlara mani oluyorsunuz." ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, İsrail'in Küresel Sumud Filosu'na yönelik saldırısına tepki göstererek, filonun küresel barbarlık tarafından esir alındığını vurguladı. Çömez, "İsrail, Akdeniz'de, uluslararası sularda korsanlık yaparak 175 aktivisti maalesef kuralları hiçe sayarak orada derdest etmiştir ve ülkesine götürmüştür, bunu da şiddetle kınıyoruz." dedi.
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç da İsrail'in tüm dünyanın gözü önünde sürdürdüğü soykırımının Akdeniz'in uluslararası sularında sergilediği son vahşetle sınır tanımayan bir boyuta ulaştığını vurguladı.
Filiz Kılıç, şöyle konuştu: "Gazze'yi nefessiz bırakan o zalim ablukayı kırmak ve bölgeye yalnızca insani yardım ulaştırmak gayesiyle yola çıkan Küresel Sumud Filosu'na yönelik sinyal karartmalı korsan baskın, uluslararası hukukun bir kez daha pervasızca çiğnenmesidir. Sırf mazlumlara bir umut ışığı taşıdıkları için aralarında 20 vatandaşımızın da bulunduğu 175 vicdan elçisini zorbalıkla alıkoyan bu işgalci zihniyet kaba kuvvetle hakikatin ve adaletin sesini susturabileceğini sanarak tarihi bir yanılgıya düşmektedir. Bizler, masum sivilleri açlığa ve ölüme mahkum eden bu barbarlığa karşı ilk günden beri nasıl tavizsiz bir duruş sergilediysek, bugün de aynı sarsılmaz inançla buradayız. O kanlı kuşatma tamamen yıkılana dek işgalcilerin tam karşısında, onurlu Filistin halkının ise amasız fakatsız yanındayız."
AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül ise şunları söyledi: "İsrail, bu gece Sumud Filosu'na yönelik yine hukuk dışı bir saldırıyı gerçekleştirmiş ve burada da 20 vatandaşımızı alıkoymuştur. O gemide, insanlık gemisinde yer alan diğer ülkelerin vatandaşları da yine alıkonulmuştur. Aslında Filistin'deki hadiseye dikkat çekmek üzere çıkan bu gemi bir insanlık vicdanı gemisidir. Orada Müslüman'ı, Yahudi'si, Hristiyan'ı ve her ülkeden vicdan taşıyan herkesin o gemide olduğu bir yolculuk. Sumud Filosu'na yönelik bu saldırı asla kabul edilemez. Bu da yine uluslararası hukuk çerçevesinde aslında gücün nasıl hukuku belirlediğini gösteren ve kabul edilemez bir tutumdur. Soykırımcıların bu eylemini caydırıcı bir şekilde uluslararası kurumların engellemesi insanlık adına bir sorumluluktur. Bu sorumluluğu yerine getirmesi bakımından bizler de Türkiye Cumhuriyeti tüm kurum ve kuruluşlarıyla Filistinli kardeşlerimizin yanında yer almaya devam edecektir."





